Bir süre ilerledikten sonra İstanbul'un sakin bir sahil semtine geldi.Aracını denizin kenarına çekti ve arabayı durdurup,kendi kendine;"bir şeyler yapmalıyım,bu şekilde nereye kadar kaçılır" dedi.Son dakika haberi diye bütün tv kanalları haber yayını yapıyorlardı.Genç bir bayan haber spikeri;"sevgili seyirciler,patlamaların yaşandığı yerlerdeki son durumu sizlere şu anda aktarmaktayız.Gördüğünüz gibi sabah saatlerinden bu yana yetkililer titiz bir çalışma içerisindeler.Ölü ve yaralı sayısı hakkında henüz net bir açıklama yapılmasada,bir milyon insanın bu patlamalarda öldüğü tahmin ediliyor.Patlamalar çok şiddetli ve yıkıcı olduğu için şu ana kadar patlamaların enkazından sağ kurtulan olmadı.İlerleyen saatlerde gelişmeleri sizlere aktarmaya devam edeceğiz" dedi ve gün boyunca çekmiş oldukları görüntüleri ekrana verdi.Emniyet Müdür Yardımcısı Faik TANER ise denizin kenarına aracını çekmiş,kendini patlamalara ivedi çözüm bulamadığı için suçlu hisseden ve ne yapacağını şaşırmış halde boş boş düşünen Emniyet Müdürü Saadettin GENÇ'e ulaşmaya çalışıyor;ama başarılı olamıyordu.Saadettin GENÇ,cep telefonunu kapatmış,ev telefonu ise çalıyor fakat eşini on yıl önce kaybettiğinden tek çocuğu olan kızı Hülya ise Amerika'da okuduğu için evi bomboştu.Faik TANER,Saadettin GENÇ'e ulaşmaya çalışırken bir taraftan da gelen telefonlara bakıyor,önemli olanlara cevap veriyor,kapıda bekleyen gazeteci topluluğuyla uğraşmak zorunda kalıyor,sorulan sorulara bir cevap vermesi gerektiğini,halkın bir cevap beklediğini düşünüyor;ama Emniyet Müdürü Saadettin GENÇ olmadığı için fazla bir şeye karışmak istemediğinden Saadettin GENÇ'e ulaşıp,açıklamaları halka kendisinin yapmasını tercih ederek sürekli müdürün telefonlarını çaldırıp,ona ulaşmaya çalışıyordu.Gömleğinin cebinde bir titreşim hissetti.Önce korktu;ama gömleğinin cebine cep telefonunu koyduğunu,yoğun geçen bir gün olduğu için ve Emniyet Müdürü Saadettin GENÇ'e ulaşamadığı için stresten unutmuş,bu yüzden de telefon çalınca titreşiminden korkmuştu.Telefona baktı,arayan İçişleri Bakanı,aslen Amerika kökenli olup,kendini halka Türk olarak tanıtmış Veli UZUN'du.Hemen telefonu açtı."Emniyet Müdür Yardımcısı Faik TANER" diye kendini takdim etti.İçişleri Bakanı Veli UZUN;Faik,Emniyet Müdürü Saadettin Bey nerede?.Arıyorum,arıyorum ulaşamıyorum.Makamında mı?.Versene şunu telefona" diye sakin bir tavırla söyledi.Faik TANER,titrek bir ses tonuyla;"Hayır efendim,makamına daha gelmedi.Bende arıyorum kendisini;ama bir türlü ulaşamıyorum" dedi.Veli UZUN;"ya nasıl olur,manyakmı bu adam.İstanbul'u kan gölüne çevirmişler,beyefendinin hiç mi haberi yok bu olaylardan?.Neyse geldiğinde beni bir arasın.Tabiki gelirse.Baksana ortalık yıkılmış,adamın umrunda değil" dedi ve Faik TANER'e söz hakkı bile vermeden telefonu kapattı.Yardımcısı Faik TANER başta olmak üzere,İç İşleri Bakanı Veli UZUN ve bir çok önemli isim Saadettin GENÇ'i ararken,o ise aracında sigara üstüne sigara yakıyor,stresten terleyen yüzünü siliyor ve kendi kendine aracının içinde konuşuyordu.Bir ara aklından intihar etmek bile geçti;ama kızı Hülya'yı düşündü ve bundan vazgeçti.Telefonun içini açtı ve sadece Hülya'nın bildiği hattı taktı.Hülya'yı aradı,bir süre Hülya'nın telefonu çaldı;ama kızı Hülya telefonunu açmadı.Okulda,derstedir diye düşündü ve telefonu yan koltuğa bıraktı.Derin bir nefes aldı,kendine güçlü olmasını ve olaylardan kaçmak yerine bir çözüm bulmasını telkin ederek,aracını çalıştırdı.Hızla ana yola çıkarak,Emniyet Müdürlüğüne gidip makamında çalışmaya karar verdi.Bir süre hızla ilerledi.Emniyet Müdürlüğünün önüne gelmişti artık.Yine gazetecileri gördü.İçinden geri dönmek geldi;ama bu bana yakışmaz diyerek,birde gazetecilere içinden küfürler yağdırarak,aracını Emniyet Müdürlüğünün altındaki kapalı otoparka doğru sürdü.Özel aracı olmasına rağmen gazeteciler aracı tanımış,otoparkın içine doğru aracın peşinden koşmaya başladıkları anda otoparkın otomatik kapıları iki tane polisin düğmeye basmasıyla kapanmaya başlamıştı.(DEVAMI YARIN)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder